Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Wikileaks'in yayınladığı belgelerde Türkiye üzerinden yüklü miktarda silahların sözde özgür Suriye ordusuna gönderildiği, bu silahların arasında 300 adet RPG roketatarı 12 bin adet roketi ile beraber ve yine 400 adet kalaşnikof tüfek bulunduğu belirtiliyor.
Bu mektuplarda özgür Suriye ordusunun şimdiki üyelerini donatmak ve yeni üye cezbetmek için ihtiyacı olan silah miktarına işaretle şöyle deniliyor: eğer bu ordu yeterli miktarda silahı olursa 30 bin kişiyi hazırlıklı hale getirebilecektir. Bu durumda kimsenin bilmediği Rusya'nın tutumunu beklemeden Suriye nizamının işini bitirebiliriz.
Bu mektuplarda ayrıca gözlemcilerin Suriye milli konseyinin sahadaki rolü sona ermesinden esef duydukları ve konsey üyelerinin Beşar Esad ile diyalog talebinde bulunmaları ve muhalefetlerine son vermelerinden kaygı duydukları kaydediliyor.
Suud rejiminin Beyrut büyükelçisi bir mektupta Humus'ta sözde devrimcilerin direnişinin Beşar Esad yandaşlarının zaferine dönüşmesi ve Şam yönetiminin özgüven duygusunun artmasına yol açmasından duyduğu kaygıyı ve muhaliflerin silahlandırılma talebinin azalmasından duyduğu esefi dile getiriyor. Mektuplarda uluslararası uzlaşmaların Suriyeli muhaliflere yönelik desteğin Arap ülkelerinin önceliklerinin dışına alınmasından ve tüm tarafların siyasi çözüm yolu için teşvik edilmelerinden de kaygı duyulduğu belirtiliyor.
Suud rejiminin Beyrut büyükelçisi mektubunda Suriye krizin körükleyenlerin Suriye ordusundan ayrılan askerlere yüksek maaş ödeme çerçevesinde silahlı muhaliflerin direnişine yardım etmeye, daha fazla silah göndermeye, başta Ürdün olmak üzere Suriye'ye komşu ülkelere daha fazla yardım ulaştırmaya, Suriye'nin Lübnan ve Irak sınırına yakın bölgelerde yaşayan insanlara mali yardım yaparak Suriyeli muhaliflere eşlik etmelerine vurgu yaptıklarını kaydetti.
Bu mektuplarda ayrıca bu çerçevede El Mustakbel hareketinin Suriye sınırında Lübnan'ın Akkar bölgesindeki temsilcileri bu hareketin tutumunu eleştirdiği, çünkü Suriyeli muhaliflere yardım ulaştırmaktan aciz olduklarını düşündükleri kaydedildi.
Suud elçi yaptığı öneride, Suriyeli muhalifleri destekleyen ülkelerin Lübnan'ın bu bölgesini ve benzer bölgeleri mali açıdan desteklemeleri ve böylece yaşam şartları hızla iyileşmesi ve böylece rahatlıkla Suriye'nin iç bölgeleri ile irtibat kurmaları daha yararlı olacağını belirtiyor.
Arabistan ve Arap – Amerikan ittifakının Yemen topraklarına düzenlediği üç aylık saldırıların ardından suud rejimi Yemen krizinden çıkış için Ruslara sarıldı ve bölgesel ve küresel denklemlerde varlık sergilemek için sürekli fırsat kollayan Rusya bu durumu fırsat bilerek bulanık suda balık avlamaya yeltendi.
Rusya suud rejimi Yemen topraklarına saldırıya geçtiği günden itibaren Yemen'de krizin çözümü için müzakere sürecinin yeniden başlatılmasına vurgu yaptı ve Arabistan'ın Yemen politikasını çok tehlikeli niteledi.
Arabistan ve Arap – Amerikan ittifakının Yemen topraklarına düzenlediği saldırı başladığı günden sonra Rusya Dışişleri Bakanlığı bir bildiri yayınlayarak Yemen gelişmelerinden duyulan derin kaygıyı dile getirdi ve çatışma taraflarını askeri eylemleri sonlandırmaya davet etti.
Moskova yönetimi ayrıca Yemen'e düzenlenen saldırıların derhal durdurulması ve Yemen'in mazlum halkına insani yardım ulaştırılması için BMGK'yı acil oturuma davet etti. O günlerde BMGK dönem Başkanı Rusya'nın bu talebi üzerine verdiği tepkide, güvenlik konseyi üyeleri Rusya'nın Yemen saldırıların durdurulması ve Yemen halkına insani yardım ulaştırılmasına yönelik talebini değerlendirmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyduklarını açıkladı.
Rusya kendini Yemen dostu biliyor ve şimdiye kadar Yemenli inkılapçı grupları temsilen bazı heyetler Rus yetkililerle Yemen savaşını görüşmek üzere Moskova'yı ziyaret etti. Ancak bu arada Arabistan da boş oturmadı ve Riyad ile Moskova arasında esen soğuk rüzgarlara rağmen veliaht prensinin halefi ve savunma Bakanı Muhammed Bin Salman 18 Haziran'da üst düzey bir heyet başkanlığında Moskova'nın yolunu tuttu.
Arabistan'ın 500 kişiden oluşan heyetinin üç özel uçakla Rusya'yı ziyaret etmesi bu ziyaretin ve suud heyetinin görevinin önemini yansıtıyordu.
Şimdi ise Arabistan Yemen bataklığında bocalarken bu bataklıktan bir kurtuluş yolu bulmak için Muhammed Bin Salman'ı Rusya'ya yolladı ve böylece Putin'in yardımlarından yararlanmak istedi. Ancak Suud rejiminin bilmediği bir nokta vardı, o da şu ki, eğer Rusya'dan bu zor şartlarda onların elini tutmasını istiyorsa, bundan önce Ruslar için bir şeyler yapmış olmaları gerekirdi.
İşte bu yüzden Putin'in Suud hanedanına pek sıcak bakmadığı anlaşılıyor. Özellikle suud rejimi İran ve Rusya'ya darbe vurmak için Amerika'nın talimatı üzerine petrol fiyatlarını düşürme kumpasında baş rolü ifa etti.
Moskova'yı ziyaret eden heyetin ilkin Kremlin sarayında Putin tarafından kabul edilmesi planlanmıştı, fakat bu siyasi görüşme beklenmedik bir şekildi Sent Petersburg'da uluslararası iktisadi oturumların düzenlendiği binaya alındı. Fakat her halükarda Ruslar her zaman pazarlık adamı olduklarını ve kazandıklarıyla orantılı olarak müzakere masasında oturduklarını ispat etmiş bulunuyor.
Peki, acaba Riyad Moskova'nın stratejik ortağı olabilir mi? Rusya'nın Arabistan'daki eski büyükelçisi Andre Beklanov bu soruya verdiği cevapta, Moskova ile Riyad arasındaki ilişkiler hızla stratejik işbirliği noktasına doğru ilerlediğini belirtiyor.
Hali hazırda Rusya birliği konseyi Başkan yardımcısı danışmanı olan Beklanov, Moskova ile Riyad ilişkileri tarihi ilişkiler olduğunu ve Rusya eski Sovyetler birliği ödeminde Arabistan'ı tanıyan ilk devlet olduğunu belirtiyor.
Arabistan meseleleri uzmanı Beklanov, Muhammed Bin Salman'ın Rusya ziyareti çok önemli ve karmaşık bir dönemde gerçekleştiğini, çünkü bölgede bir kaç ülke arasında kanlı çatışmalar yaşandığını kaydediyor.
Beklanov Arabistan ile Rusya arasında nükleer anlaşma hakkında da yaptığı açıklamada, bunun sadece işin başlangıcı olduğunu ve bu anlaşmanın imzalanması, iki ülke arasındaki işbirliği, İran'ın nükleer programı, Yemen ve Suriye krizi gibi siyasi anlaşmazlıklara rağmen stratejik işbirliğine doğru ilerlediğini ortaya koyduğunu belirtiyor. Bu anlaşma iki ülke arasında ilk geniş kapsamlı nükleer anlaşmadır ve nükleer araştırmalar, nükleer santral tasarımı, yapımı ve hizmete girmesi ve uzman kadro yetiştirilmesi gibi alanları kapsıyor.
Peki, Suud rejimi Ruslardan ne istiyor?
Rusya'yı ziyaret eden 500 kişilik suud heyeti çeşitli amaçları izliyor. Bu amaçların arasında Yemen krizinin onurlu bir şekilde çözümlenmesi için Rusya'nın yardım etmesi, nükleer teknoloji alımı, gelişmiş askeri teçhizat alımı ve İran ile nükleer mesele üzerinde muhtemel anlaşma durumunda Amerika'ya sırt çevirme sinyali göndermek gibi amaçlar yer alıyor.
Peki, Arabistan'dan bunca kalabalık bir heyetin Rusya'yı ziyaret etmesi neye işaret ediyor?
Bu durum suud rejimi iktisadi politikaları ve dış politikasında yeni bir yörüngeye yerleşmek istediğini ve bu yörüngenden yönü de Rusya'ya doğru olduğunu gösteriyor.
Öte yandan bu seçenek suud rejiminin Batı ve özellikle Amerika'ya karşı bir baskı olabilir ve bu yüzden Muhammed Bin Salman ve beraberindeki kalabalık heyetin Rusya ziyareti büyük önem arz ediyor.